Ağır ceza mahkemesi, ceza yargılamasında en ağır yaptırım öngörülen suçların görüldüğü mahkemedir. Bir dosyanın ağır ceza mahkemesinde görülüyor olması, hem yargılamanın kapsamı hem de sanığın karşı karşıya olduğu ceza bakımından diğer ceza mahkemelerinden ayrılır. Bu yazı, ağır ceza yargılamasının hangi suçları kapsadığını, hangi aşamalardan geçtiğini ve süreç içindeki temel usul kurallarını genel hatlarıyla açıklamak amacıyla hazırlanmıştır.
Hangi suçlar ağır ceza mahkemesinde görülür?
5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanı iki ölçüte göre belirlenir. Birincisi ceza miktarıdır: ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinde görülür.
İkincisi ise kanunun doğrudan saydığı suçlardır. Ceza miktarına bakılmaksızın ağır ceza mahkemesinin görevine giren başlıca suçlar şunlardır:
- Yağma (TCK m. 148 ve devamı)
- İrtikâp (TCK m. 250/1-2)
- Resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204/2)
- Nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158)
- Hileli iflas (TCK m. 161)
- Terörle Mücadele Kanunu’nun 4. maddesinde sayılan suçlar
Kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı ve uyuşturucu madde imal ve ticareti gibi suçlar da öngörülen ceza miktarı nedeniyle bu mahkemenin görevine girer. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir; yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Soruşturma aşaması
Soruşturma, savcılığın suç şüphesini öğrenmesiyle başlar. Bu aşamada gözaltı, ifade alma, arama, el koyma ve dijital materyal incelemesi gibi işlemler yapılır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda soruşturmanın ilk saatlerinde yapılan işlemler, dosyanın sonraki seyrini önemli ölçüde etkiler.
Müdafi bulundurma zorunluluğu
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığın müdafisi bulunması zorunludur. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçların önemli bölümü bu kapsamdadır. Şüpheli müdafi seçmezse, barodan bir müdafi görevlendirilir.
İfade ve sorguda temel haklar
Şüphelinin susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, yakınlarına haber verilmesini isteme hakkı ve isnadı öğrenme hakkı bulunur. Bu hakların ifade alınmadan önce hatırlatılması zorunludur. Hatırlatma yapılmadan alınan ifade, hukuka aykırı delil sorunu doğurur.
Tutuklama ve tutukluluk süresi
Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde uygulanabilen koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi ile delilleri karartma şüphesi başlıca tutuklama nedenleridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde sayılan katalog suçlarda tutuklama nedeninin varlığı karine olarak kabul edilebilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102/2. maddesi uyarınca en çok iki yıldır. Zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi kural olarak toplam üç yılı geçemez. Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve terör suçlarında bu üst sınır farklı düzenlenmiştir.
Tutuklama kararına karşı itiraz yolu açıktır. Ayrıca tutukluluk hali, mahkeme tarafından belirli aralıklarla resen gözden geçirilir. Adli kontrol, tutuklamanın yerine uygulanabilecek daha hafif bir tedbir olarak değerlendirilebilir.
İddianame ve kovuşturma aşaması
Soruşturma sonunda savcılık, yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varırsa iddianame düzenler. İddianame mahkemece kabul edildiğinde kovuşturma aşaması başlar ve şüpheli sıfatı sanığa dönüşür. Yeterli şüphe bulunmadığı sonucuna varılırsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir; bu karara karşı itiraz mümkündür.
Ağır ceza mahkemesi bir başkan ve iki üyeden oluşan heyet halinde çalışır. Duruşmalarda sanığın sorgusu yapılır, tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları tartışılır ve deliller ortaya konulur. Yargılama sonunda mahkeme; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi yönünde karar verebilir.
Kanun yolları
Ağır ceza mahkemesinin kararlarına karşı önce istinaf yoluna başvurulur. İstinaf incelemesini bölge adliye mahkemesi ceza daireleri yapar. Bölge adliye mahkemesi kararlarının bir bölümü kesin nitelikte olup, kanunda belirtilen koşulların bulunması halinde temyiz yoluyla Yargıtay incelemesine götürülebilir.
Kanun yoluna başvuru süreleri hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren işler ve kısadır. Sürenin kaçırılması, kararın kesinleşmesi sonucunu doğurur.
İstanbul’un Anadolu yakasında ağır ceza yargılaması
İstanbul’un Anadolu yakasındaki ağır ceza dosyaları, Kartal’da bulunan İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki ağır ceza mahkemelerinde görülür. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Çekmeköy, Sancaktepe, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla ve Sultanbeyli bu adliyenin yargı çevresindedir.
Büromuz Ümraniye’de bulunmakta olup, aynı yargı çevresinde yer almaktadır.
Sık sorulan sorular
Ağır ceza mahkemesi ile asliye ceza mahkemesi arasındaki fark nedir?
Ayrım, suçun gerektirdiği ceza miktarına ve kanunun doğrudan saydığı suçlara göre yapılır. On yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile kanunda özel olarak sayılan suçlar ağır ceza mahkemesinde, diğerleri kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Ağır ceza mahkemesi heyet halinde, asliye ceza mahkemesi tek hâkimle çalışır.
Müdafi bulundurmak zorunlu mudur?
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi bulundurulması zorunludur. Şüpheli veya sanık müdafi seçmezse barodan görevlendirme yapılır.
Tutukluluk ne kadar sürebilir?
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde kural olarak en çok iki yıl; zorunlu hallerde uzatma ile toplam üç yıldır. Bazı suç grupları için kanunda farklı süreler öngörülmüştür.
Yargılama ne kadar sürer?
Süre; dosyadaki sanık ve tanık sayısına, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Önceden kesin bir süre belirtilmesi mümkün değildir.
İlgili sayfalar
İletişim
Av. Adem Türkcan · Madenler Mah. Özçelik Sok. No: 3/3, 34776 Ümraniye / İstanbul · Telefon: 0537 026 14 52
Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş, danışmanlık veya yönlendirme niteliği taşımaz. Aktarılan bilgiler yayım tarihindeki mevzuata dayanmakta olup her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir.
