Yağma (Gasp) Suçu, Nitelikli Halleri (TCK m. 149) ve İnfaz Rejimi

Türk ceza adalet sisteminde, bireyin mülkiyet hakkını, kişi hürriyetini, vücut bütünlüğünü ve en önemlisi de ruhsal huzurunu eş zamanlı olarak hedef alan karma (müteaddit) yapılı en ağır suç tiplerinin başında Yağma (Gasp) Suçu gelmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) İkinci Kitap, İkinci Kısım, Onuncu Bölümünde “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında, 148. ve 149. maddelerde düzenlenen bu suç; sadece malvarlığını korumayı amaçlayan hırsızlık gibi suçlardan, failin amaçlanan ekonomik veya maddi menfaati elde etmek için mağdura karşı doğrudan cebir (fiziksel zorlama) veya tehdit (ruhsal baskı) kullanmasıyla kesin olarak ayrılır.

Gerek soruşturma aşamasında kolluk ve savcılık tarafından doğrudan tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilme zorunluluğu doğurması, gerekse kovuşturma aşamasında doğrudan Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmesi, yağma uyuşmazlıklarının ciddiyetini ortaya koymaktadır. Yasada bu suçun en yalın hali için bile son derece yüksek hapis cezaları öngörülmüşken; suçun silahla, gece vakti, birden fazla kişiyle veya bir konutta işlenmesi gibi nitelikli hallerinde cezalar fahiş şekilde artmakta, hatta infaz hukuku yönünden de sanıkları son derece katı bir tahliye rejimiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Avukat Adem Türkcan olarak bu başucu rehberi niteliğindeki makalemizde; basit ve nitelikli yağma suçunun tüm yasal unsurlarını, Yargıtay’ın süzgecinden geçmiş teknik pratikleri, cezayı azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran özel yasal kurumları, mülkiyet ve borç ilişkilerinden kaynaklanan istisnaları, etkin pişmanlık mekanizmalarını ve bir ağır ceza müdafiinin dosya üzerinde kurgulayacağı hayati savunma metotlarını en ince hukuki detaylarına kadar analiz ettik.

1. Hukuki Boyutuyla Basit Yağma Suçunun Unsurları (TCK m. 148)

Bir eylemin TCK m. 148 kapsamında “Basit Yağma” olarak nitelendirilebilmesi için suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda eksiksiz bir şekilde bir arada bulunması gerekir. Yağma, yapısı gereği birden fazla hareketli ve birden fazla hukuki değeri ihlal eden bir suçtur.

A. Suçun Maddi Unsurları

  1. Fail ve Mağdur: Bu suçun faili de mağduru da herkes olabilir. Kanun koyucu bu hususta herhangi bir sıfat aramamıştır. Ancak mağdurun belirli niteliklere sahip olması (örneğin kendini savunamayacak durumda olması), aşağıda ele alacağımız üzere suçu nitelikli hale getirir.
  2. Fiil (Cebir veya Tehdit): Yağmanın hırsızlıktan ayrıldığı en önemli düğüm noktası burasıdır. Fail, mağdurun malı teslim etmesini veya malın alınmasına karşı koymamasını sağlamak amacıyla cebir ya da tehdit kullanmak zorundadır.
    • Cebir (Maddi Zorlama): Mağdurun fiziki mukavemetini ortadan kaldırmaya veya kırmaya yönelik her türlü bedensel güç kullanımıdır. Mağduru darp etmek, kollarını arkaya doğru bağlamak, bir odaya kilitlemek, ağzını kapatarak hareket etmesini engellemek doğrudan cebir unsurunu oluşturur. Burada cebrin boyutu kasten öldürme veya nitelikli yaralama boyutuna ulaşmamış olmalıdır; aksi takdirde gerçek içtima hükümleri uyarınca fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
    • Tehdit (Manevi Zorlama): Mağdurun iradesini sakatlamak amacıyla, onun veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik ağır bir saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesidir. Tehdit, mağdurun ruhsal dünyasında malı teslim etmekten başka çaresi kalmadığı yönünde ciddi bir korku ve panik yaratmalıdır. Örneğin, “Cebindeki parayı çıkarmazsan seni buraya gömerim” veya “Telefonu vermezsen kardeşini yaralarım” şeklindeki beyanlar doğrudan yağma suçunun tehdit boyutunu oluşturur.
  3. Cebir veya Tehdit ile Malın Alınması Arasındaki Nedensellik Bağı: Failin uyguladığı cebir veya tehdit, doğrudan doğruya mağdurun malı teslim etmesini sağlamaya yönelik olmalıdır. Cebir veya tehdit başka bir sebeple (örneğin kişisel bir kavga nedeniyle) uygulanmış ve bu eylem bittikten sonra tesadüfen mağdurun yere düşen malı alınmışsa, burada yağma suçu değil; kasten yaralama/tehdit suçu ile birlikte hırsızlık suçu (veya koşullarına göre yağma olmayan başka bir suç) oluşur.
  4. Suçun Konusu: Suçun konusu, başkasına ait olan taşınır bir maldır. Taşınmaz mallar üzerinde yağma suçu işlenemez; ancak taşınmazın devrini sağlamaya yönelik senet, tapu belgesi gibi taşınır evrakların gasp edilmesi durumunda senet yağması hükümleri devreye girer.

B. Suçun Manevi Unsuru: Özel Kast

Yağma suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir; bu suçun taksirle işlenebilmesi hukuken mümkün değildir. Failde ayrıca “yarar sağlama amacı” (kendisine veya bir başkasına haksız bir menfaat temin etme kastı) bulunmalıdır. Eğer fail, malı tamamen yok etmek, zarar vermek amacıyla hareket ediyorsa eylem yağma değil, mala zarar verme suçunu oluşturabilir.

Basit Yağma Cezası: TCK m. 148/1 uyarınca, basit yağma suçunu işleyen fail hakkında 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası hükmedilir.

2. Senet Yağması (Senet Gaspı) ve Cezası (TCK m. 148/2)

Uygulamada, ticari hayatta ya da borç ilişkilerinde sıkça karşımıza çıkan bir diğer yağma türü de “Senet Yağması”dır. TCK m. 148/2 maddesinde düzenlenen bu hükme göre; cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı imzalamaya, teslim etmeye ya da senedin imha edilmesine rıza göstermeye zorlanması da aynen basit yağma suçu gibi cezalandırılır.

  • Senedin Niteliği: Suçun oluşması için illa resmi bir bono, çek veya poliçe olması gerekmez. Mağduru hukuken borç altına sokabilecek veya faili bir borçtan kurtarabilecek her türlü yazılı kâğıt, adi mukavele, boş kağıda atılan imza (beyaza imza) bu kapsamda değerlendirilir.
  • İnfaz ve Ceza: Senet yağması suçu da basit yağma kapsamında değerlendirilerek 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer bu senet gaspı eylemi aşağıda sayacağımız nitelikli hallerden biriyle birleşirse, ceza doğrudan nitelikli yağma seviyesine yükselir.

3. Nitelikli Yağma Suçu ve Tüm Yasal Gerekçeleri (TCK m. 149)

Gasp eyleminin işlenişindeki tehlike boyutu, mağdurun savunmasızlığı veya eylemin gerçekleştiği zaman ve mekân, suçun toplumsal ve bireysel zararını katlamaktadır. Kanun koyucu, bu durumları TCK m. 149 altında sekiz ayrı bentte toplamış ve cezayı fahiş oranda artırarak 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak belirlemiştir.

a) Silahla İşlenmesi (TCK m. 149/1-a)

Buradaki “silah” kavramı sadece ateşli silahları (tabanca, tüfek) veya askeri amaçlı kesici/delici aletleri (kama, kılıç, hançer) kapsamaz. TCK m. 6/1-f uyarınca saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli olan her nesne silahtır.

  • Uygulama Örnekleri: Mağdurun boğazına dayanan bir tornavida, kafasına vurulmakla tehdit edildiği bir parke taşı, bira şişesi, ucu sivriltilmiş demir çubuk veya olayda korkutucu unsur olarak kullanılan avcı bıçağı doğrudan bu fıkranın uygulanmasına yol açar. Silahın mağdura doğrultulması, gösterilmesi veya varlığının hissettirilerek tehdit oluşturması yeterlidir; fiilen ateşlenmesi veya yaralamaya yol açması şart değildir.

b) Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle (TCK m. 149/1-b)

Failin, mağdur veya çevredekiler tarafından teşhis edilmesini, eşkalinin belirlenmesini zorlaştırmak amacıyla fiziksel görünümünü değiştirmesidir.

  • Uygulama Örnekleri: Kar maskesi, motosiklet kaskı, yüzü tamamen kapatan tıbbi maske veya atkı kullanımı; peruk takılması, takma bıyık/sakal kullanılması ya da profesyonel makyajla bambaşka bir çehreye bürünülmesi bu bendi tetikler. Buradaki amaç, failin suçtan sonra adaletten kaçmasını kolaylaştırma çabasının cezalandırılmasıdır.

c) Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi (TCK m. 149/1-c)

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için suçun en az iki kişi tarafından fiilen, ortak hakimiyet kurularak ve olay yerinde birlikte hareket edilerek işlenmesi gerekir.

  • Müşterek Faillik: Kişilerden birinin sadece gözcülük yapması değil, olay anında mağdurun üzerinde fiziksel veya ruhsal baskı kuracak şekilde olay yerinde bulunması gerekir. Birden fazla kişinin varlığı, mağdurun mukavemet etme gücünü ve cesaretini kırıp savunmasız bıraktığı için yasa koyucu bu hali ağırlaştırıcı neden saymıştır.

d) Yol Kesmek Suretiyle veya Konutta, İşyerinde veya Bunların Eklentilerinde İşlenmesi (TCK m. 149/1-d)

Bireylerin kendilerini en güvende hissettikleri özel alanların ihlal edilmesi veya kamusal alanda seyahat hürriyetlerinin tamamen kısıtlanması durumu cezalandırılır.

  • Yol Kesmek: Mağdurun kullandığı taşıtın önünün kesilmesi, seyahat ettiği güzergahın barikat veya fiziki engelle kapatılarak durdurulması ve gasp edilmesi eylemidir.
  • Konut, İşyeri ve Eklentiler: Mağdurun evi, yazlığı, dairesi veya ticari faaliyet yürüttüğü ofisi, dükkanı ile buraların doğrudan dış dünyaya kapalı olan bahçe, avlu, otopark, depo gibi eklentilerinde (müştemilat) yağmanın gerçekleştirilmesidir.

e) Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi (TCK m. 149/1-e)

Mağdurun, failin uyguladığı cebir veya tehdide karşı fiziki ya da zihinsel olarak direnç gösteremeyecek durumda olmasıdır.

  • Uygulama Örnekleri: Çok ileri yaştaki bir yaşlıya, fiziki gelişimi tamamlanmamış küçük bir çocuğa, yatalak hastaya, görme veya işitme engelli bir bireye ya da olay anında aşırı alkol/uyuşturucu madde tüketimi nedeniyle bilincini kaybetmiş, sızmış durumdaki kişiye yönelik gerçekleştirilen gasp eylemleri bu fıkraya girer.

f) Var Olan veya Var Sayılan Suç Örgütlerinin Oluşturdukları Korkutucu Güçten Yararlanılarak İşlenmesi (TCK m. 149/1-f)

Failin, mağdur üzerindeki tehdidinin dozajını artırmak amacıyla, arkasında yasadışı bir güç odağının olduğunu beyan etmesi veya hissettirmesidir.

  • Uygulama Örnekleri: “Ben falan çetenin adamıyım”, “Biz şu mafya grubuyuz, bu parayı vermezsen seni yaşatmazlar” gibi ifadelerle, örgütlerin toplumda yarattığı korku ikliminin şahsi çıkarlar için sömürülmesi halidir. Gerçekte böyle bir örgütün aktif olması şart değildir; mağdurun dünyasında böyle bir örgütün var sayılması yeterlidir.

g) Suç Örgütüne Yarar Sağlamak Maksadıyla İşlenmesi (TCK m. 149/1-g)

Gasp eyleminin doğrudan doğruya bir suç örgütünün örgütsel faaliyetlerini fonlamak, örgüte gelir kapısı yaratmak veya örgüt üyelerine maddi kaynak sağlamak amacıyla yapılmasıdır.

h) Gece Vaktinde İşlenmesi (TCK m. 149/1-h)

Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-e maddesi uyarınca gece vakti; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat önceye kadar devam eden zaman dilimidir. Karanlığın sağladığı gizlenme kolaylığı ve insanların yardım çağırma imkanlarının kısıtlılığı sebebiyle bu zaman diliminde işlenen yağma eylemleri nitelikli hal kapsamına alınmıştır.

4. Yağma Suçunda Cezayı İndiren veya Tamamen Kaldıran Özel Kurumlar

Kanun koyucu, yağma suçunun ceza alt ve üst sınırlarının vahametini dengelemek ve adaleti sağlamak amacıyla, bazı özel durumların varlığı halinde cezada radikal indirimler yapılmasını, hatta bazı hallerde hiç ceza verilmemesini öngörmüştür.

A. Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma (TCK m. 150/1)

Saha tecrübelerimizde ağır ceza savunmalarının en güçlü kalelerinden biri bu maddedir. Eğer fail ile mağdur arasında önceden gelen, hukuken geçerli veya taraflarca varlığı kabul edilen bir alacak-borç ilişkisi varsa (örneğin ödünç verilen paranın geri alınamaması, ortaklık ilişkisinden doğan pay hakkı, ödenmeyen kira alacağı vb.) ve fail bu alacağını tahsil etmek amacıyla mağdura cebir veya tehdit uygulamışsa, yağma suçundan ceza verilemez.

  • Dönüşüm Kuralı: Bu durumda fail, yağma suçunun o fahiş cezalarından tamamen kurtulur. Eylemi; sadece cebir kullanmışsa Kasten Yaralama (TCK m. 86), sadece sözlü olarak zorlamışsa Tehdit (TCK m. 106) suçuna dönüşür. Bu suçların cezaları ise yağmaya oranla son derece hafiftir, çoğunlukla adli para cezasına veya ertelenebilir sınırlardaki cezalara tabidir.
  • Kritik Sınır: Failin tahsil etmeye çalıştığı miktar, gerçek alacağından fazla olmamalıdır. Alacağını aşan kısım için cebir/tehdit kullanılmışsa, aşan kısım yönünden genel yağma hükümleri uygulanmaya devam eder.

B. Malın Değerinin Azlığı (TCK m. 150/2)

Yağma suçunun konusunu oluşturan malın ekonomik değerinin azlığı halinde, mahkemeye çok geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır.

  • İndirim ve Cezasızlık: Mahkeme, malın değerinin azlığını göz önünde bulundurarak sanığa verilecek cezada üçte birden yarıya kadar indirim yapabileceği gibi, somut olayın özelliklerine ve failin durumuna göre hiç ceza vermeyebilir.
  • Yargıtay Kriteri: Yargıtay bu fıkranın uygulanmasında “objektif ve subjektif” sınırları çok sıkı tutar. Sadece “parasal olarak azlık” yetmez. Failin o anki kastının da sadece o az miktardaki mala yönelik olması (örneğin sadece yolda gördüğü kişiden bir sigara veya 10 TL istemesi) gerekir. Eğer fail mağdurun üzerindeki tüm değerli eşyaları gasp etmeye yeltenmiş ancak tesadüfen mağdurun cebinden sadece 5 TL çıkmışsa, “değerin azlığı” indirimi uygulanmaz.

C. Etkin Pişmanlık Hükümleri (TCK m. 168)

Yağma suçu tamamlandıktan sonra, failin pişmanlık duyarak mağdurun uğradığı maddi veya manevi zararı tamamen gidermesi (malı aynen iade etmesi veya değerini nakit olarak ödemesi) durumunda ceza oranlarında fahiş indirimler uygulanır.

AşamaKoşulİndirim Oranı
Soruşturma Aşaması (Dava açılmadan önce)Mağdurun zararının tamamen giderilmesi veya malın iadesiCeza yoluna göre yarıya kadar indirilir. (Örn: 10 yıllık ceza 5 yıla düşebilir)
Kovuşturma Aşaması (Dava açıldıktan sonra, hükümden önce)Mağdurun zararının tamamen giderilmesi veya malın iadesiCeza üçte birine kadar indirilir. (Örn: 10 yıllık ceza ~6.5 yıla düşebilir)
  • Rıza Şartı: Eğer zarar kısmen giderilmişse, etkin pişmanlık indiriminin uygulanabilmesi için mağdurun rızasının (onayının) bulunması şarttır. Zarar tamamen giderilmişse mağdurun rızası aranmaksızın indirim uygulanır.

5. Yağma Suçu ile Hırsızlık, Şantaj ve Yağmaya Teşebbüs Ayrımı

Mahkemelerde en sık yapılan usul ve nitelendirme hataları, yağma suçunun benzer malvarlığı suçlarıyla karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Savunma makamının bu ayrımları dosyaya doğru sunması, davanın kaderini belirler.

A. Yağma – Hırsızlık Ayrımı

Hırsızlıkta (TCK m. 141-142), fail malı mağdurun rızası dışında sessizce veya hileyle alır; olayda hiçbir şekilde cebir veya tehdit yoktur. Yağmada ise cebir veya tehdit, malın alınmasının asıl aracıdır.

  • Örnek: Mağdurun elindeki çantayı aniden çekip kaçmak (kapkaç) eylemi hırsızlıktır. Ancak çantayı bırakmayan mağduru yumruklayarak çantayı zorla elinden almak doğrudan yağma suçudur.

B. Yağma – Şantaj Ayrımı (TCK m. 107)

Şantajda da bir zorlama vardır ancak buradaki tehdit yağmadaki gibi “vücut bütünlüğüne yönelik ani bir tehlike” değildir. Şantajda fail, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek hususları (örneğin özel fotoğraflarını) ifşa edeceğini söyleyerek para talep eder. Yağmadaki tehdit ise çok daha yakın, ani ve fiziksel şiddet içeriklidir.

C. Yağmaya Teşebbüs (TCK m. 35)

Fail, mağdura karşı cebir veya tehdit kullanmaya başlamış ancak elinde olmayan harici nedenlerle (örneğin polisin gelmesi, mağdurun kaçmayı başarması veya üzerinde hiç para bulunmaması) malı ele geçirememişse eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. Bu durumda TCK m. 35 uyarınca verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

6. Ağır Ceza Yargılamasında Hayati Savunma Metotları ve Delil Analizi

Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılaması yapılan yağma davalarında, sanık savunmasının profesyonel bir ceza avukatı tarafından kurgulanması hayati önem taşır. Zira kulaktan dolma savunmalar doğrudan uzun yıllar hapis yatılmasıyla sonuçlanabilir.

1. Müşteki Beyanlarının Çelişkilerinin Ortaya Çıkarılması

Yağma davalarının büyük çoğunluğunda olay ıssız yerlerde veya üçüncü kişilerin olmadığı ortamlarda gerçekleşir. Bu nedenle dosyadaki en birincil delil müştekinin (mağdurun) beyanıdır.

  • Savunma makamı; müştekinin karakolda, savcılıkta ve mahkeme huzurundaki ifadelerini satır satır karşılaştırmalı, fiziki imkansızlıkları, zaman çelişkilerini ve olay örgüsündeki mantıksal tutarsızlıkları mahkeme heyetinin dikkatine sunmalıdır.

2. Kamera ve Bilimsel Delil Araştırması (HTS Kayıtları)

Olay yeri ve çevresindeki tüm iş yerlerinin, belediyelerin veya KGYS (Mobese) kameralarının kayıtları celp edilmelidir.

  • Sanık ile mağdurun olay anında yan yana gelip gelmediği, iddia edilen fiziki cebrin kamera görüntülerine yansıyıp yansımadığı saptanmalıdır.
  • Ayrıca tarafların telefonlarının hangi baz istasyonlarından sinyal verdiğini gösteren HTS kayıtları talep edilerek, olay saatinde aynı konumda bulunup bulunmadıkları bilimsel olarak doğrulanmalıdır.

3. Haksız Tahrik Hükümlerinin (TCK m. 29) Uygulanması

Eğer yağma eylemi, mağdurdan gelen haksız bir davranışın (örneğin mağdurun daha önce sanığa ağır hakaret etmesi, saldırması veya dolandırması) yarattığı öfke ve şiddetli elemin etkisiyle işlenmişse, sanık hakkında mutlaka Haksız Tahrik İndirimi talep edilmelidir. Bu indirim, cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim sağlayarak tahliye kapısını aralayabilir.

7. Yağma Suçunun İnfaz Rejimi ve Yatarı Nedir?

Yağma suçu, infaz hukuku bakımından en ağır rejime tabi tutulan suç tiplerinden biridir. 7242 Sayılı Kanun ve son infaz düzenlemeleri kapsamında genel suçlarda uygulanan infaz oranları yağmada farklılık göstermektedir.

  • İnfaz Oranı: Nitelikli yağma suçlarında infaz oranı 2/3 (üçte iki) olarak uygulanır. Yani alınan cezanın üçte ikisi cezaevinde infaz edilmek zorundadır.
  • Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik: Hükümlünün cezaevindeki iyi hali göz önünde bulundurularak, koşullu salıverilme tarihine belirli bir süre kala denetimli serbestlik hakkı değerlendirilir. Ancak ceza miktarları yüksek olduğu için açık cezaevine geçiş ve tahliye süreçleri son derece hassas takip edilmelidir.

Hukuki Sonuç ve Uzman Tavsiyesi: Yağma (gasp) suçu, yasal ceza alt sınırlarının yüksekliği, tutuklama tedbirinin neredeyse kaçınılmaz oluşu ve karmaşık usul kuralları sebebiyle savunma hakkının en titiz şekilde kullanılması gereken ceza hukuku alanıdır. Soruşturmanın başladığı ilk andan, yani kolluktaki ilk ifadeden itibaren profesyonel bir ceza avukatının hukuki desteğinden mahrum kalmak, kişilerin hayatlarından onlarca yılın cezaevinde yitip gitmesine yol açabilir. Haklı iddiaların dosyaya kazandırılması, etkin pişmanlık veya hukuki ilişkiye dayalı alacak gibi lehe hükümlerin mahkemeye doğru formüle edilmesi sarsılmaz bir ağır ceza tecrübesi gerektirir. İstanbul genelinde, özellikle Ümraniye avukat ve Çekmeköy avukat arayışlarınızda, ceza mahkemelerinin pratiklerine, siber ve adli bilişim delillerine hakim bir müdafi kadrosuyla çalışmak özgürlüğünüzü geri kazanmanızın anahtarıdır. Ağır ceza soruşturma ve kovuşturma süreçlerinizin takibi, tutukluluğa kararlı itirazlar ve teknik savunma kurguları için geniş ceza hukuku tecrübesine sahip bir İstanbul avukat ofisi olarak Avukat Adem Türkcan ile ivedilikle iletişime geçebilir, hukuki haklarınızı en üst düzey emniyetle savunabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir