
Posta kutunuza ya da kapınıza bir ödeme emri bırakıldığında sürenin işlemeye başladığını bilmek gerekir. İcra takibine itiraz, borçlunun elindeki en güçlü ve aynı zamanda en kısa süreli haktır. Bu süre kaçırıldığında takip kesinleşir; artık borcun varlığı tartışılamaz, doğrudan haciz aşamasına geçilir.
Bu yazıda ilamsız icra takibine itiraz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır: itiraz süresi ve nereye yapılacağı, itirazın sonuçları, alacaklının başvurabileceği yollar, kambiyo senetlerine özgü takipteki farklı süreler, gecikmiş itiraz, menfi tespit davası ve uygulamada en sık yapılan hatalar. Sonunda geniş bir soru-cevap bölümü yer almaktadır.
Ödeme emri nedir, neden önemlidir?
İlamsız icra takibinde alacaklı, elinde mahkeme kararı olmasa dahi icra dairesine başvurarak takip başlatabilir. İcra müdürü, takip talebinin kanunda öngörülen şartları taşıdığına karar verirse ödeme emri düzenler (İİK m. 60).
Ödeme emrinde şu hususlar yer alır:
- Takip talebine yazılması gereken kayıtlar
- Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödenmesi ihtarı
- Takibin dayandığı senet altındaki imza borçluya ait değilse, bu hususun yine yedi gün içinde ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerektiği; aksi hâlde senedin borçludan sadır sayılacağı
- Borca itiraz edilmez ve borç ödenmezse cebrî icraya devam edileceği ihtarı
Ödeme emri, sıradan bir tebligat değildir. Tebliğ edildiği andan itibaren geri sayım başlar ve bu sayım takvim günü üzerinden işler.
İtiraz süresi: yedi gün
İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesi açıktır: “İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.”
Bu süreye ilişkin bilinmesi gereken noktalar şunlardır:
- Başlangıç, tebliğ tarihidir. Borcun doğduğu tarih, takibin başlatıldığı tarih ya da borçlunun durumu öğrendiği tarih değil; ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği tarih esas alınır.
- Süre hak düşürücüdür. Kaçırıldığında itiraz hakkı kural olarak sona erer.
- İtiraz icra dairesine yapılır. Mahkemeye değil. Takibi yapan icra dairesi dışında başka bir icra dairesine yapılırsa, o daire gerekli masrafı alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir.
- Yazılı ya da sözlü olabilir. Sözlü itiraz tutanağa geçirilir. Uygulamada ispat kolaylığı bakımından yazılı itiraz tercih edilir.
Kanun ayrıca borçluya bir yükümlülük daha getirir: borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere yurt içinde bir adres bildirmek zorundadır. Adres değiştiren borçlu yeni adres bildirmez ve tebliğ memurunca yeni adres tespit edilemezse, takip talebinde gösterilen adrese yapılan tebligat geçerli sayılır.
İtiraz edildiği, alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.

Neye itiraz edilir? Üç ayrı itiraz türü
İtirazın kapsamı, sonraki aşamayı doğrudan belirler. Uygulamada üç ayrı itiraz söz konusudur ve bunların birbirine karıştırılması ciddi hak kaybına yol açar.
1. Borca itiraz
Borcun hiç doğmadığı, ödendiği, zamanaşımına uğradığı, takas edildiği ya da miktarının yanlış olduğu ileri sürülür. Borca itirazda kural olarak sebep gösterme zorunluluğu yoktur; borçlu “borcum yoktur” demekle yetinebilir.
Ancak burada önemli bir sınır vardır. Kanun’un 63. maddesi uyarınca itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu nedenle itiraz dilekçesinin baştan doğru kurgulanması gerekir.
2. İmzaya itiraz
Takibin dayandığı senetteki imzanın borçluya ait olmadığı iddiasıdır. Bu itirazın ayrıca ve açıkça yapılması şarttır. Sadece “borcum yoktur” demek imzaya itiraz sayılmaz.
İmzaya itiraz edilmezse, senet icra takibinde borçludan sadır sayılır. Yani imzanın kendisine ait olduğu kabul edilmiş olur. Bu, geri dönüşü olmayan bir sonuçtur.
3. Yetkiye itiraz
Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olmadığı ileri sürülür. Yetki itirazının, itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesi de gösterilerek yapılması gerekir. Yetkiye itiraz tek başına yapılabileceği gibi borca itirazla birlikte de ileri sürülebilir.
İtiraz edilirse ne olur?
Süresi içinde yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Haciz yapılamaz, satış istenemez. Alacaklı, takibe devam edebilmek için bu itirazı bertaraf etmek zorundadır.
Alacaklının önünde iki yol vardır ve bu yolların süreleri farklıdır.
İtirazın kaldırılması: altı ay (İİK m. 68)
Alacaklının takibi belirli nitelikteki bir belgeye dayanıyorsa, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu belgeler şunlardır:
- İmzası ikrar edilen ya da noterlikçe onaylanan, borç ikrarını içeren senet
- Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belge
Borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge sunamazsa icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. Buna karşılık itiraz, aynı nitelikte bir senet veya belgeye dayanıyorsa talep reddolunur.
Altı aylık süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamaz. Bu, alacaklı bakımından ağır bir sonuçtur.
İtirazın iptali: bir yıl (İİK m. 67)
Elinde 68. maddedeki nitelikte bir belge bulunmayan alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde genel mahkemede dava açarak alacağının varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini isteyebilir.
Bu davada tazminat riski her iki taraf için de vardır. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine, reddedilen veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin ispatına bağlıdır. Bir yıllık süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı ise saklıdır.
Kambiyo senetlerine özgü takipte süreler farklıdır
Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayanan takiplerde İcra ve İflas Kanunu ayrı bir usul öngörür. Bu ayrımı bilmemek, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebebidir; çünkü süreler ve başvurulacak merci değişir.
Kanun’un 168. maddesi uyarınca icra memuru, senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse borçluya senet suretiyle birlikte hemen bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde şu süreler yer alır:
- On gün: borcun ve takip masraflarının ödenmesi
- Beş gün: senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı iddiasıyla icra mahkemesine şikâyet
- Beş gün: senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının açıkça bir dilekçeyle icra mahkemesine bildirilmesi
Buradaki en kritik fark şudur: kambiyo takibinde itiraz icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılır ve itiraz kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Takibin durması için icra mahkemesinden ayrıca karar alınması gerekir.
İmzasını haksız yere inkâr eden borçlu bakımından ayrıca yaptırım öngörülmüştür. Bu nedenle imzaya itiraz kararı, senet incelenmeden verilmemelidir.
Süre kaçırıldıysa: gecikmiş itiraz
Yedi günlük süre her durumda kesin değildir. Kanun’un 65. maddesi bir kurtarma yolu tanır.
Borçlu kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresi içinde itiraz edememişse, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak burada sıkı koşullar vardır:
- Engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde başvurulmalıdır
- Mazereti gösterir deliller, itiraz sebepleri ve dayanakları birlikte bildirilmelidir
- Duruşmaya ilişkin harç ve masraflar ödenmelidir
İcra mahkemesi, gecikme sebebinin niteliğine ve olayın özelliğine göre değerlendirme yapar. Uzun süreli hastanede yatış, yurt dışında bulunma gibi hâller değerlendirmeye alınabilir; ancak her mazeret kabul edilmez. Gecikmiş itiraz istisnai bir yoldur ve asıl olan yedi günlük süreye uymaktır.
Menfi tespit davası (İİK m. 72)
Borçlu, borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava takipten önce de sonra da açılabilir; ancak sonuçları farklıdır.
Takipten önce açılırsa
Mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Takipten sonra açılırsa
Bu hâlde ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu ancak, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstermek kaydıyla, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu ayrım pratikte belirleyicidir: takip başlamadan harekete geçen borçlu, takibi durdurma imkânına sahipken; takip başladıktan sonra dava açan borçlu bu imkânı yitirir. Ödeme emri tebliğ edilmeden önce bir uyuşmazlık öngörülüyorsa, zamanlama tercihi bilinçli yapılmalıdır.
İtiraz edilmezse ne olur?
Yedi günlük süre içinde itiraz edilmez ve borç ödenmezse takip kesinleşir. Kesinleşen takipte artık borcun varlığı tartışma konusu yapılamaz. Alacaklı haciz talebinde bulunabilir; maaş, banka hesabı, taşınmaz, araç ve ev eşyası üzerinde haciz işlemleri gündeme gelir.
Bu aşamadan sonra borçlunun elinde kalan yollar sınırlıdır ve çoğu daha zahmetlidir: gecikmiş itiraz koşulları varsa ona başvurulabilir, borç ödenmişse ödeme belgesiyle icranın geri bırakılması istenebilir, ya da menfi tespit veya istirdat davası açılabilir. Hiçbiri, süresinde yapılacak basit bir itirazın yerini tutmaz.
Örnek senaryolar
Senaryo 1: Ödenmiş borç için gelen takip
Bir kişiye, iki yıl önce kapattığı bir kredi kartı borcu için ödeme emri tebliğ ediliyor. Elinde ödemeyi gösteren dekont var.
Yapılması gereken, yedi gün içinde icra dairesine borca itirazdır. Dekontun elde bulunması itirazın yerine geçmez; belge tek başına takibi durdurmaz. İtiraz edildiğinde takip durur ve ispat yükü alacaklıya geçer. Alacaklı kredi kartı sözleşmesine dayanarak itirazın kaldırılmasını isterse, ödeme belgesi icra mahkemesinde sunulur.
Senaryo 2: Tanınmayan bir senet
Borçluya, hiç imzalamadığı bir bonoya dayanan kambiyo takibi geliyor.
Burada iki kritik nokta vardır. Birincisi süre yedi gün değil, beş gündür. İkincisi başvurulacak yer icra dairesi değil, icra mahkemesidir. İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça yapılması gerekir. Süre kaçırılırsa senedin borçludan sadır olduğu kabul edilir ve imza incelemesi imkânı kaybedilir.
Senaryo 3: Yanlış icra dairesinde başlatılan takip
Ümraniye’de ikamet eden borçluya, başka bir ilde başlatılmış takipten ödeme emri geliyor.
Yetkiye itiraz gündeme gelir; ancak itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesinin de gösterilmesi gerekir. Sadece “yetkisizdir” demek yeterli olmaz. Yetki itirazı borca itirazla birlikte de ileri sürülebilir; ikisinin birlikte yapılması çoğu dosyada tercih edilir.
Senaryo 4: Tebligattan haberdar olmama
Bir kişi, adres değişikliği nedeniyle ödeme emrinden haberdar olmuyor ve haciz aşamasında durumu öğreniyor.
Öncelikle tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı incelenir. Usulsüz tebligat iddiası ayrı bir hukuki yoldur. Tebligat usulüne uygunsa, kusursuz bir engel bulunduğu ölçüde gecikmiş itiraz değerlendirilir; engelin kalkmasından itibaren üç günlük süre işler. Bu nedenle haciz haberi alınır alınmaz vakit kaybedilmemelidir.

Ödeme emri elinize ulaştığında yapılacaklar
- Tebliğ tarihini not edin. Süre bu tarihten işler. Tebligat zarfı ve mazbatası saklanmalıdır.
- Takibin türünü belirleyin. İlamsız takip mi, kambiyo senetlerine özgü takip mi? Süre ve merci buna göre değişir.
- Dayanağı inceleyin. Senet, sözleşme, fatura ya da cari hesap ekstresi. İmza size ait mi?
- İtirazın kapsamını belirleyin. Borca, imzaya, yetkiye ya da bunların birleşimine.
- Süresinde ve doğru mercie başvurun. İlamsız takipte icra dairesi, kambiyo takibinde icra mahkemesi.
- Belgeleri düzenli tutun. Ödeme dekontları, yazışmalar, ibraname ve makbuzlar sonraki aşamada esas alınır.
Ümraniye, Çekmeköy, Sancaktepe, Ataşehir ve Üsküdar başta olmak üzere İstanbul’un Anadolu yakasındaki icra dosyaları, İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki icra daireleri ve icra mahkemelerinde yürütülür. İcra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız hakkında icra ve iflas hukuku sayfamızda bilgi bulabilirsiniz.
Uygulamada sık yapılan hatalar
- Süreyi tebliğ tarihinden değil, öğrenme tarihinden saymak. Süre tebliğ tarihinden işler.
- İtirazı mahkemeye yapmak. İlamsız takipte itiraz icra dairesine yapılır; mahkemeye yapılan başvuru süreyi korumaz.
- Sadece “borcum yok” deyip imzaya itiraz etmemek. İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmalıdır.
- Yetki itirazında yetkili daireyi göstermemek. Eksik yetki itirazı sonuç doğurmaz.
- Kambiyo takibini ilamsız takip sanmak. Süre beş ya da on gün, merci icra mahkemesidir.
- İtiraz ettikten sonra süreci takip etmemek. Alacaklının altı ay ve bir yıllık süreleri işler; dosya kapanmış sayılmaz.
- Elinde belge olduğu için itiraz etmemek. Belge tek başına takibi durdurmaz; itiraz edilmelidir.
Sık sorulan sorular
İcra takibine itiraz süresi kaç gündür?
İlamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m. 62). Kambiyo senetlerine özgü takipte ise imzaya itiraz ve senedin kambiyo vasfına ilişkin şikâyet beş gün, ödeme süresi on gündür (İİK m. 168).
İtiraz nereye yapılır?
İlamsız takipte itiraz icra dairesine, dilekçeyle veya sözlü olarak yapılır. Kambiyo senetlerine özgü takipte ise icra mahkemesine yapılır. Yanlış mercie yapılan başvuru süreyi korumayabilir.
İtiraz edersem takip durur mu?
İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Kambiyo takibinde ise itiraz kural olarak takibi durdurmaz; durdurma için icra mahkemesinden ayrıca karar alınması gerekir.
İtiraz ederken sebep göstermek zorunda mıyım?
Borca itirazda kural olarak sebep gösterme zorunluluğu yoktur. Ancak İİK m. 63 uyarınca borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu nedenle dilekçenin baştan doğru hazırlanması önem taşır.
İtiraz etmezsem ne olur?
Takip kesinleşir. Borcun varlığı artık tartışılamaz ve haciz aşamasına geçilir. Maaş, banka hesabı, taşınmaz ve araç üzerinde haciz işlemleri gündeme gelebilir.
Yedi günlük süreyi kaçırdım, yapabileceğim bir şey var mı?
Kusurunuz olmaksızın bir engel nedeniyle itiraz edememişseniz, İİK m. 65 kapsamında gecikmiş itiraz mümkündür. Engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazereti gösterir delillerle birlikte başvurulması gerekir. Kararı icra mahkemesi verir.
Alacaklı itirazımdan sonra ne yapabilir?
İki yol vardır. Takibi İİK m. 68’de sayılan nitelikte bir belgeye dayanıyorsa altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Böyle bir belgesi yoksa bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir.
İtirazın iptali davasında tazminat riski var mı?
Evet, iki taraf için de. Borçlunun itirazı haksız bulunursa borçlu; alacaklı takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine reddedilen veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir.
İmzaya itiraz ile borca itiraz aynı şey mi?
Hayır. İmzaya itirazın ayrıca ve açıkça yapılması gerekir. Yalnızca borca itiraz edilmişse imza kabul edilmiş sayılır ve senet borçludan sadır kabul edilir.
Borcumu ödedim ama yine takip geldi, dekont yeterli mi?
Belge tek başına takibi durdurmaz. Süresinde itiraz edilmelidir. İtiraz üzerine takip durur; ödeme belgesi sonraki aşamada, itirazın kaldırılması veya iptali sürecinde sunulur.
Menfi tespit davası açarsam takip durur mu?
Takipten önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise tedbir yoluyla takip durdurulamaz; yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir.
Yetkisiz icra dairesinde takip başlatılmış, ne yapmalıyım?
Yetkiye itiraz edilir. İtiraz dilekçesinde yetkili icra dairesinin de gösterilmesi gerekir; aksi hâlde itiraz sonuç doğurmayabilir. Yetki itirazı borca itirazla birlikte de ileri sürülebilir.
İtiraz dilekçesinde dikkat edilecek noktalar
İtiraz basit bir işlem gibi görünse de, dilekçenin içeriği sonraki aşamayı belirler. Kanun burada iki önemli kural getirir.
Kısmi itirazda miktar ve cihet açıkça gösterilmelidir
Borcun tamamına değil bir kısmına itiraz ediliyorsa, İİK m. 62 uyarınca borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi gerekir. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.
Uygulamada bu, en çok faiz ve ferilere yönelik itirazlarda sorun yaratır. “Asıl alacağı kabul ediyorum, faize itiraz ediyorum” demek yeterli değildir; itiraz edilen kalemin ne olduğu ve tutarı belirtilmelidir. Belirsiz bir kısmi itiraz, hiç itiraz edilmemiş sayılma riski taşır ve takip o kısım bakımından kesinleşir.
İtiraz belgesi talep edilmelidir
Kanun, itiraz eden borçluya bedava ve pulsuz bir belge verileceğini öngörür. Bu belge, itirazın süresinde yapıldığının ispatı bakımından önemlidir ve mutlaka alınıp saklanmalıdır. Sözlü itirazda bu daha da kritiktir.
İtiraz ayrıca, alacaklıya mahsus ödeme emri nüshasına kaydedilir (İİK m. 64). İtiraz yapılmamışsa bu husus da işaret olunur ve nüsha alacaklıya verilir.
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki farklar
Bu iki yol sık karıştırılır; oysa merci, süre, inceleme yöntemi ve sonuçları bakımından belirgin biçimde ayrılırlar.
- Merci: İtirazın kaldırılması icra mahkemesinde, itirazın iptali genel mahkemede görülür.
- Süre: Kaldırma için altı ay, iptal için bir yıl. Her iki süre de itirazın alacaklıya tebliğinden işler.
- İnceleme: İtirazın kaldırılmasında icra mahkemesi belge üzerinden sınırlı bir inceleme yapar; tanık dinlenmez. İtirazın iptali davası ise genel hükümlere göre görülen, her türlü delilin ileri sürülebildiği tam bir yargılamadır.
- Belge şartı: Kaldırma yolu yalnızca İİK m. 68’de sayılan nitelikteki belgelere dayanan alacaklar için açıktır. İptal davasında böyle bir sınır yoktur.
- Kesin hüküm: İtirazın kaldırılması kararı, alacağın esası bakımından kesin hüküm oluşturmaz. İtirazın iptali davasında verilen karar ise kesin hüküm teşkil eder.
Bu ayrım borçlu bakımından da anlam taşır. İcra mahkemesinde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi, borcun kesin olarak var olduğu anlamına gelmez; borçlunun genel mahkemede menfi tespit veya istirdat yoluna gitme imkânı saklıdır.
Ödenen paranın geri alınması: istirdat davası
Bazı dosyalarda borçlu, haciz baskısı altında borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalır. Kanun bu durum için ayrı bir yol öngörmüştür.
Takibe itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olması nedeniyle borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir.
İstirdat davasında davacı, yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispatlamakla yükümlüdür. Ayrıca borçlu menfi tespit davası açmış ancak tedbir kararı almamış ve bu arada borç ödenmişse, dava istirdat davası olarak devam eder.
Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
İtirazın kaldırılması veya iptalinden sonra: mal beyanı
İtirazının iptaline ya da kesin veya geçici olarak kaldırılmasına karar verilen borçlu, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür (İİK m. 74-75).
Mal beyanı, borçlunun kendisinde ve üçüncü kişiler elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın türünü ve niteliklerini, her türlü kazanç ve gelirini, yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve borcunu ne şekilde ödeyebileceğini icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmesidir.
Bu yükümlülük ihmal edilmemelidir; süreç itirazın reddiyle bitmez, yeni bir süre başlar.
İtiraz sonrası süreç nasıl ilerler?
İtiraz edildikten sonra dosyanın kapandığını düşünmek yaygın bir yanılgıdır. Takip durur, ancak alacaklının önünde açık süreler işlemeye devam eder. Bu nedenle itiraz eden borçlunun da süreci izlemesi gerekir.
Alacaklı hiçbir şey yapmazsa
Alacaklı, belgeye dayanan bir alacağı varsa altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemezse, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz. Bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası da açılmazsa takip fiilen sonuçsuz kalır; ancak alacaklının genel hükümlere göre alacağını dava etme hakkı devam eder.
Borçlu açısından bekleme riski
İtiraz edilmiş olması, borcun yok sayıldığı anlamına gelmez. Alacaklı süresinde harekete geçerse borçlu bu kez icra mahkemesinde veya genel mahkemede kendini savunmak durumunda kalır. İtirazın kaldırılması duruşmasında itiraz sebeplerinin genişletilemeyeceği kuralı da göz önünde tutulursa, savunmanın ilk andan itibaren tutarlı kurgulanması önem taşır.
Belgelerin saklanması
İtiraz belgesi, tebligat mazbatası, ödeme dekontları, ibraname ve taraflar arasındaki yazışmalar dosyanın sonraki aşamalarında esas alınır. Bu belgelerin dağınık kalması, haklı bir itirazın dahi ispatlanamamasına yol açabilir.
Zamanaşımı ve itiraz ilişkisi
Uygulamada sık karşılaşılan bir başka konu, zamanaşımına uğramış alacaklar için başlatılan takiplerdir. Zamanaşımı def’i, borca itirazın bir sebebi olarak ileri sürülebilir.
Burada iki noktaya dikkat etmek gerekir. Birincisi, zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; ilgilinin ileri sürmesi gerekir. İkincisi, İİK m. 63 uyarınca itiraz sebepleri sonradan genişletilemeyeceğinden, zamanaşımı iddiasının itiraz aşamasında ortaya konulması yerinde olur.
Her alacak türü için zamanaşımı süresi farklıdır ve alacağın niteliğine göre belirlenir. Bu nedenle takibin dayanağı olan hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesi, itirazın içeriğini de belirler.
Özet
- İlamsız takipte itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m. 62) ve itiraz icra dairesine yapılır.
- Süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur.
- İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmalıdır; aksi hâlde senet borçludan sadır sayılır.
- Yetki itirazında yetkili icra dairesi de gösterilmelidir.
- Alacaklı, belgeye dayanıyorsa altı ay içinde itirazın kaldırılmasını (İİK m. 68), aksi hâlde bir yıl içinde itirazın iptalini (İİK m. 67) isteyebilir.
- Kambiyo senetlerine özgü takipte süreler beş ve on gündür; başvuru icra mahkemesine yapılır (İİK m. 168).
- Kusursuz bir engel varsa gecikmiş itiraz mümkündür; engelin kalkmasından itibaren üç gün içinde başvurulmalıdır (İİK m. 65).
- Menfi tespit davasının takipten önce mi sonra mı açıldığı, takibin durdurulup durdurulamayacağını belirler (İİK m. 72).
İlgili sayfalar
- İcra ve iflas hukuku çalışma alanımız
- Kira hukuku ve tahliye davaları
- Reddi miras: süre, şartlar ve sonuçları
- Tüm çalışma alanlarımız
İletişim
Av. Adem Türkcan · Madenler Mah. Özçelik Sok. No: 3/3, 34776 Ümraniye / İstanbul · Telefon: 0537 026 14 52 · İletişim ve ulaşım
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş, danışmanlık veya yönlendirme niteliği taşımaz. Aktarılan hükümler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun yazının hazırlandığı tarihte yürürlükte olan metnine dayanmaktadır. Süreler ve usul kuralları somut takibin türüne göre değişir; her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilir.

