
Bir yakının vefatının ardından mirasçıların aklına gelen ilk sorulardan biri şudur: geride kalan borçlar da bize geçer mi? Türk hukukunda cevap açıktır. Miras, ölümle birlikte mirasçılara kendiliğinden geçer ve bu geçiş yalnızca malvarlığını değil borçları da kapsar. Mirasçı olmak için başvuru yapmak, dilekçe vermek ya da onay beyan etmek gerekmez; hiçbir şey yapılmadığında dahi kişi mirasçı sıfatını kazanır.
İşte bu noktada reddi miras devreye girer. Terekenin borca batık olduğu ya da mirasçının bu külfeti üstlenmek istemediği durumlarda mirasın reddi, kişiyi kendi malvarlığıyla sorumluluktan kurtaran tek yoldur. Ancak bu hak süreye bağlıdır ve uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıpları da tam burada, süreyi kaçırmaktan ya da farkında olmadan mirası benimsemekten doğar.
Bu yazıda mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ila 618. maddeleri çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır: reddin iki türü, üç aylık sürenin ne zaman başladığı, başvurunun hangi mahkemeye ve nasıl yapıldığı, reddin sonuçları, ret hakkını düşüren davranışlar, alacaklıların korunması ve uygulamada sık yapılan hatalar. Yazının sonunda, Ümraniye ve çevresinden gelen sorular esas alınarak hazırlanmış geniş bir soru-cevap bölümü yer almaktadır.
Mirasın reddi nedir?
Türk hukukunda miras, külli halefiyet ilkesine tabidir. Bu ilke, mirasbırakanın malvarlığındaki hak ve borçların bir bütün hâlinde mirasçılara geçmesi anlamına gelir. Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, alacaklar ne kadar mirasçıya geçiyorsa; krediler, senetler, vergi borçları, kefaletten doğan yükümlülükler de aynı anda geçer.
Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin birinci fıkrası şu düzenlemeyi getirir: “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” Bu, mirasçıya tanınmış bir yenilik doğuran haktır. Kullanıldığında mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar; kişi hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir.
Reddin en önemli özelliği, bölünemez olmasıdır. Mirasçı “İstanbul’daki daireyi kabul ediyorum ama banka borcunu reddediyorum” diyemez. Ret beyanı terekenin tamamına yöneliktir ve Kanun’un 609. maddesi gereği kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır. Şarta bağlanmış ya da kısmi bir ret beyanı geçersizdir.
Reddin iki türü: gerçek red ve hükmen red
Uygulamada en çok karıştırılan konu budur. Türk Medeni Kanunu iki ayrı yol öngörür ve bu iki yolun süresi, başvurulacak mahkemesi ve sonuçları birbirinden farklıdır.
Gerçek red (TMK m. 605/1)
Mirasçının, kendi iradesiyle ve süresi içinde mahkemeye başvurarak mirası reddetmesidir. Burada terekenin borca batık olup olmadığına bakılmaz. Mirasçı gerekçe göstermek zorunda değildir; miras kendisine yeterince getirili gelmediği için de reddedebilir.
Gerçek redde üç aylık hak düşürücü süre işler. Süre kaçırıldığında ret hakkı tümüyle sona erer ve miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur.
Hükmen red (TMK m. 605/2)
Kanun’un 605. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”
Burada mirasçının herhangi bir beyanda bulunmasına gerek yoktur. Mirasbırakan öldüğü anda borcunu ödeyemez durumdaysa, miras kanun gereği zaten reddedilmiş kabul edilir. “Ödemeden aciz” hâli, ölüm tarihinde aktifin pasifi karşılamaması demektir. Bunun açıkça belli olması ya da resmen tespit edilmiş olması aranır; örneğin hakkında yürütülen icra takiplerinde aciz vesikası düzenlenmiş olması resmî tespit sayılır.
Uygulamada mirasçılar, ölümden yıllar sonra bir alacaklının icra takibiyle karşılaştıklarında durumun tespiti için mirasın hükmen reddi davası açarlar. Bu davanın iki belirleyici özelliği vardır:
- Süreye tabi değildir. Üç aylık süre hükmen redde işlemez; miras zaten kanun gereği reddedilmiş sayıldığından tespit her zaman istenebilir.
- Görevli mahkeme farklıdır. Dava tespit davası niteliğinde olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülür. Gerçek redde ise başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Hükmen red, ayrıca def’i olarak da ileri sürülebilir. Yani mirasçı aleyhine açılmış bir alacak davasında ya da başlatılmış bir icra takibinde, terekenin ölüm anında borca batık olduğu savunma olarak ortaya konulabilir.

Üç aylık süre ne zaman başlar?
Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi süreyi düzenler: “Miras, üç ay içinde reddolunabilir.” Kritik olan, bu üç ayın hangi tarihten itibaren sayılacağıdır. Kanun burada ikili bir ayrım yapar.
Yasal mirasçılar için
Süre, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Ancak Kanun bir istisna tanır: mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat ederlerse, süre o öğrenme tarihinden başlar. Bu istisna özellikle uzak derece mirasçılar bakımından önem taşır. Örneğin ölenin çocuğu yoksa ve miras kardeşlerine geçiyorsa, kardeşin ölümü duyması ile kendisinin mirasçı olduğunu öğrenmesi farklı tarihler olabilir.
Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için
Süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar. Vasiyetnamenin açılıp ilgililere tebliğ edilmesi bu bildirimi oluşturur. Vasiyetname ile ilgili usul ve şekil kurallarını ayrıntılı olarak vasiyetname ile ilgili hukuki düzenlemeler başlıklı yazımızda ele almıştık.
Terekenin yazımı hâlinde
Koruma önlemi olarak terekenin yazımına karar verilmişse, 607. madde uyarınca ret süresi, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından mirasçılara bildirilmesiyle başlar. Terekenin yazımı, mirasçıların terekenin gerçek durumunu görebilmesini sağladığı için sürenin başlangıcı da bu bilgilenmeye bağlanmıştır.
Ret hakkının mirasçıya geçmesi
Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı, 608. madde gereği kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için süre, kendi mirasbırakanlarına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar; ancak kendi mirasbırakanlarından geçen mirasın reddi için tanınan süre dolmadıkça sona ermez.
Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayan kişilere geçerse, bunlar için süre önceki mirasçıların reddettiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Bu kural, zincirleme ret durumlarında her halkanın kendi süresine sahip olmasını sağlar.
Süre uzatılabilir mi?
Evet. Kanun’un 615. maddesi, önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkiminin yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış ret süresini uzatabileceğini ya da yeni bir süre tanıyabileceğini öngörür. Ancak bu istisnai bir imkândır; süre dolmadan ve haklı bir sebep ortaya konularak talep edilmesi gerekir.
Reddi miras nasıl yapılır?
Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi reddin şeklini düzenler. Buna göre mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Sulh hâkimi bu beyanı bir tutanakla tespit eder.
Süresi içinde yapılmış ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Bu belge, ileride icra takibi veya alacak talebiyle karşılaşıldığında ibraz edilir.
Adım adım süreç
- Mirasçılık belgesinin temini. Kimlerin hangi oranda mirasçı olduğunun tespiti için mirasçılık belgesi alınır. Bu belge noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden temin edilebilir.
- Terekenin değerlendirilmesi. Aktif ve pasif kalemler çıkarılır. Tapu, banka, icra dosyası ve vergi kayıtları incelenerek terekenin borca batık olup olmadığı belirlenir. Bu değerlendirme, gerçek red mi hükmen red mi yolunun izleneceğini belirler.
- Yetkili mahkemenin belirlenmesi. Başvuru, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır.
- Ret beyanı. Dilekçe sunulur ya da duruşmada sözlü beyanda bulunulur. Beyan kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
- Tutanak ve kütüğe kayıt. Hâkim beyanı tutanağa geçirir, ret özel kütüğe işlenir.
- Belgenin alınması. Talep hâlinde reddi gösterir belge alınır ve saklanır.
Ümraniye, Çekmeköy, Sancaktepe, Ataşehir, Üsküdar ve Anadolu yakasının diğer ilçelerinde ikamet eden mirasbırakanlar bakımından yetkili mahkemeler İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki sulh hukuk mahkemeleridir. Yetki, mirasçının değil mirasbırakanın son yerleşim yerine göre belirlenir; bu ayrım uygulamada sıkça gözden kaçar.

Reddin sonuçları: pay kime geçer?
Reddin en çok şaşırtan yanı, sonuçlarının reddeden kişiyle sınırlı kalmamasıdır.
Mirasçılardan biri reddederse (TMK m. 611)
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Yani reddeden kişi hiç yaşamamış kabul edilir ve payı, o durumda kimler mirasçı olacaksa onlara intikal eder. Çoğu zaman bu, reddeden kişinin kendi çocuklarıdır.
Bu kural, borca batık terekelerde zincirleme ret zorunluluğunu doğurur. Bir kişi reddettiğinde borç kendiliğinden ortadan kalkmaz; bir alt kuşağa iner. Bu nedenle uygulamada ailenin tüm fertlerinin, torunlar dâhil, süresi içinde ret beyanında bulunması gerekebilir. Ailede küçük çocuk varsa onlar adına kanuni temsilcinin beyanda bulunması ve gerekli izinlerin alınması ayrıca değerlendirilmelidir.
Mirası reddeden atanmış mirasçının payı ise, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, en yakın yasal mirasçılara kalır.
En yakın mirasçıların tamamı reddederse (TMK m. 612)
Bu durumda miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan bir değer olursa, bu değer mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Yani terekede beklenmedik bir varlık çıkarsa reddeden mirasçılar tamamen dışlanmış olmaz.
Altsoyun tamamı reddederse (TMK m. 613)
Altsoyun, yani çocuklar ve torunların tamamının mirası reddetmesi hâlinde bunların payı sağ kalan eşe geçer. Eşin de reddetmek istemesi hâlinde ayrıca kendi beyanında bulunması gerekir.
Sonra gelen mirasçılar yararına ret (TMK m. 614)
Mirasçılar, reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu hâlde ret, sulh hâkimi tarafından sonraki mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Ardından miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve arta kalan değerler önce gelen mirasçılara verilir.
Bu mekanizma, uzun bir mirasçı zincirinde herkesin ayrı ayrı başvurmasının önüne geçmek için öngörülmüştür ve borca batık terekelerde pratik bir kolaylık sağlar.
Ret hakkını düşüren davranışlar
Uygulamada en çok hak kaybı bu başlıkta yaşanır. Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesi, mirasçının bazı davranışları nedeniyle ret hakkını yitireceğini düzenler.
Öncelikle, yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Sessiz kalmak, kabul anlamına gelir.
İkinci olarak, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak şu davranışlarda bulunan kişi artık mirası reddedemez:
- Tereke işlemlerine karışmak
- Terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapmak
- Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapmak
- Tereke mallarını gizlemek veya kendisine mal etmek
Uygulamadan örnek durumlar
Terekeye ait bir aracın satılması, mirasbırakanın banka hesabındaki paranın çekilmesi, kiraya verilmiş taşınmazın kira bedellerinin tahsil edilmesi, tapuda intikal işlemi yapılması gibi davranışlar mirasın benimsendiği yönünde değerlendirilebilir. Bu tür bir işlem yapıldıktan sonra açılan ret talebi reddedilme riski taşır.
Buna karşılık Kanun, terekenin olağan yönetimi niteliğindeki işleri istisna tutmuştur. Cenaze masraflarının karşılanması, taşınmazın sigortasının yenilenmesi gibi koruyucu nitelikteki işlemler kural olarak ret hakkını düşürmez. Yine 610. maddenin son fıkrası uyarınca, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Pratik sonuç şudur: terekenin durumu netleşmeden hiçbir tasarrufta bulunmamak en güvenli yoldur. Mirasçının, üç aylık süre içinde önce terekeyi değerlendirmesi, ancak ondan sonra hareket etmesi yerinde olur.
Alacaklıların korunması ve reddin iptali
Mirasın reddi, kötüniyetli kullanıma açık bir kurumdur. Kendi borçlarını ödeyemeyen bir kişi, kendisine geçecek mirası reddederek alacaklılarından kaçırmaya çalışabilir. Kanun bu ihtimali 617. maddede düzenlemiştir.
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilir.
Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir. Bu tasfiyeden reddeden mirasçının payına bir şey düşerse; önce itiraz eden alacaklıların, sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler, ret geçerli olsaydı bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.
Reddeden mirasçının beş yıllık sorumluluğu
Mirası reddetmek, her durumda mutlak bir koruma sağlamaz. Kanun’un 618. maddesi önemli bir istisna getirir.
Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu tutulurlar.
Bu hüküm, ölümden kısa süre önce yapılan devirlerle malvarlığının boşaltılıp ardından mirasın reddedilmesi yoluyla alacaklıların zarara uğratılmasını engellemeyi amaçlar. Uygulamada bu, “ölmeden önce evi çocuğuna devretti, sonra mirasçılar reddetti” tipi durumlarda gündeme gelir.
Bu nedenle mirasbırakanın son yıllardaki devir işlemleri, ret kararı verilmeden önce mutlaka gözden geçirilmelidir. Devir bedelsiz ya da düşük bedelli ise sorumluluk riski artar.
Örnek senaryolar
Senaryo 1: Borca batık tereke ve zincirleme ret
Ümraniye’de ikamet eden bir kişi vefat ediyor. Geride bir dairesi ve bankaya olan iki kredi borcu kalıyor. Mirasçılar; eşi ve iki çocuğu. Yapılan inceleme, borcun daire değerini aştığını gösteriyor.
Yalnızca çocukların reddetmesi yeterli olmaz. Çocuklar reddettiğinde payları, 611. madde gereği kendi çocuklarına, yani torunlara geçer. Torunlar küçükse onlar adına kanuni temsilcinin beyanda bulunması gerekir. Altsoyun tamamı reddederse pay 613. madde uyarınca sağ kalan eşe geçer; eşin de ayrıca reddetmesi gerekir. Aksi hâlde borç bir kişide durur.
Alternatif olarak mirasçılar, 614. maddedeki imkândan yararlanarak sonraki mirasçılara sorulmasını isteyebilir. Bu durumda sonraki mirasçılar bir ay içinde kabul etmezlerse reddetmiş sayılır ve süreç kısalır.
Senaryo 2: Yıllar sonra gelen icra takibi
Babası dört yıl önce vefat etmiş bir kişiye, bir finans kuruluşundan icra emri tebliğ ediliyor. Kişi ölüm sırasında herhangi bir işlem yapmamış, üç aylık süre çoktan geçmiş.
Gerçek red yolu kapalıdır. Ancak mirasbırakan ölüm tarihinde ödemeden aciz durumdaysa, 605/2 uyarınca miras zaten reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasın hükmen reddi gündeme gelir; süre işlemez ve tespit asliye hukuk mahkemesinden istenir. Ayrıca icra takibine karşı bu husus def’i olarak da ileri sürülebilir.
Burada belirleyici olan, ölüm anındaki aczin ortaya konulabilmesidir. Aciz vesikaları, kesinleşmiş icra dosyaları, tapu ve banka kayıtları bu tespitte kullanılır.
Senaryo 3: Farkında olmadan mirasın benimsenmesi
Bir mirasçı, babasının vefatından bir ay sonra, terekedeki aracı satıp bedelini kendi hesabına aktarıyor. İki ay sonra terekenin borca batık olduğunu öğrenip ret talebinde bulunuyor.
Bu davranış, 610. maddedeki “tereke mallarını kendisine mal etme” kapsamında değerlendirilebilir ve ret hakkının düştüğü sonucuna varılabilir. Terekenin durumu netleşmeden yapılan tasarruflar, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurur.
Senaryo 4: Paylı taşınmaz ve ret kararı
Terekede birden fazla hissedarı bulunan bir arsa var; borçlar ise sınırlı. Mirasçılar reddetmek yerine paylaşımı tercih ediyor. Bu durumda taşınmazın paylaşımı için ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelir; satış süreci ve hissedarların haklarını izale-i şuyu davalarında satış süreci başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak açıklamıştık.
Bu senaryo, reddin her zaman doğru çözüm olmadığını gösterir. Terekenin aktifi pasifini karşılıyorsa ret, mirasçıyı hak kaybına uğratır. Karar öncesinde terekenin gerçek değerinin çıkarılması bu nedenle kritiktir.
Ret öncesinde yapılması gereken değerlendirme
Mirasın reddi geri alınamaz bir işlemdir. Bu nedenle karar öncesinde terekenin fotoğrafının doğru çekilmesi gerekir. Uygulamada şu kalemler incelenir:
- Tapu kayıtları: mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlar, üzerlerindeki ipotek ve hacizler
- Banka kayıtları: mevduat, kredi, kredi kartı borçları, kefalet ilişkileri
- İcra dosyaları: derdest takipler, aciz vesikaları
- Vergi ve SGK borçları
- Araç ve şirket kayıtları
- Son beş yıldaki devir işlemleri: 618. madde sorumluluğu bakımından
Bu inceleme sonucunda üç yoldan biri seçilir: mirası kabul etmek, süresi içinde reddetmek ya da terekenin resmî tasfiyesini istemek. Terekenin borca batık olup olmadığı belirsizse, resmî defter tutulması talebi de değerlendirilebilir.
Sık sorulan sorular
Reddi miras süresi ne kadardır?
Türk Medeni Kanunu m. 606 uyarınca üç aydır. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında ret hakkı sona erer ve miras kayıtsız şartsız kazanılmış olur. Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünü öğrenilen tarihten; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten başlar.
Üç aylık süre geçtiyse hiçbir şey yapılamaz mı?
Gerçek red yolu kapanır. Ancak mirasbırakan ölüm tarihinde ödemeden aciz durumdaysa miras TMK m. 605/2 gereği zaten reddedilmiş sayılır. Bu hâlde mirasın hükmen reddi gündeme gelir ve bunun için süre işlemez. Ayrıca 615. madde uyarınca önemli sebeplerin varlığında sulh hâkiminden süre uzatımı istenebilir.
Reddi miras hangi mahkemeye yapılır?
Gerçek redde başvuru, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır (TMK m. 609). Mirasın hükmen reddi davası ise tespit davası niteliğinde olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülür. Ümraniye ve çevre ilçelerde yetkili adliye İstanbul Anadolu Adliyesidir.
Reddi miras için avukat zorunlu mudur?
Hukuken zorunlu değildir; mirasçı beyanını bizzat yapabilir. Ancak terekenin borca batık olup olmadığının tespiti, zincirleme ret gereğinin belirlenmesi ve 618. madde kapsamındaki sorumluluk riskinin değerlendirilmesi teknik inceleme gerektirir.
Mirasın bir kısmı reddedilebilir mi?
Hayır. TMK m. 609 uyarınca ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Malları kabul ediyorum, borçları reddediyorum biçiminde kısmi ya da şarta bağlı beyan geçersizdir.
Ben reddedersem borç kime geçer?
TMK m. 611 uyarınca payınız, miras açıldığı anda siz sağ değilmişsiniz gibi hak sahiplerine geçer. Bu çoğunlukla kendi altsoyunuz, yani çocuklarınız olur. Bu nedenle borca batık terekelerde ailenin tüm fertlerinin süresi içinde ret beyanında bulunması gerekebilir.
Küçük çocuklar adına reddi miras yapılabilir mi?
Küçükler adına beyanda kanuni temsilci hareket eder. Temsilcinin yetkisi ve gerekli izinler somut duruma göre değerlendirilir; bu husus dosya bazında incelenmelidir.
Cenaze masraflarını ödemem ret hakkımı düşürür mü?
TMK m. 610, terekenin olağan yönetimi niteliğindeki işleri istisna tutar. Koruyucu nitelikteki işlemler kural olarak ret hakkını düşürmez. Buna karşılık tereke malını satmak, banka hesabındaki parayı çekmek ya da tapuda intikal yapmak mirasın benimsendiği yönünde değerlendirilebilir.
Mirası reddettim, alacaklılar yine de bana gelebilir mi?
Kural olarak hayır. Ancak TMK m. 618 uyarınca, ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, ölümden önceki beş yıl içinde ondan aldıkları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde alacaklılara karşı sorumlu tutulabilir.
Alacaklılarımdan kaçmak için mirası reddedebilir miyim?
Bu yol kanunen engellenmiştir. TMK m. 617 uyarınca malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla reddederse, alacaklılar veya iflas idaresi ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilir.
Tüm mirasçılar reddederse ne olur?
TMK m. 612 uyarınca miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Reddi miras kaydı nereden görülür?
Süresi içinde yapılan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır. Reddeden mirasçı talep ederse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Reddi miras benzer kurumlarla karıştırılmamalı
Miras hukukunda birbirine yakın görünen ancak sonuçları tamamen farklı olan dört kurum vardır. Danışmanlık taleplerinde bu kavramların sıklıkla birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir.
Mirastan feragat (TMK m. 528)
Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder. Reddi mirastan en önemli farkı zamanlamadır: feragat, mirasbırakan hayattayken ve onunla yapılan bir sözleşmeyle gerçekleşir. Ret ise ölümden sonra, tek taraflı beyanla yapılır.
Bir karşılık sağlanarak yapılan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Bu yönüyle feragat, redde göre daha geniş bir etki alanına sahiptir.
Mirastan çıkarma (TMK m. 510)
Halk arasında ıskat olarak bilinen bu kurumda inisiyatif mirasçıda değil mirasbırakandadır. Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını ancak kanunda sayılan sebeplerin varlığında ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarabilir: mirasçının, mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş olması ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş olması.
Çıkarma sebebinin tasarrufta gösterilmesi gerekir. Sebep gösterilmemişse veya gösterilen sebep gerçek değilse çıkarma geçerli olmaz ve mirasçı saklı payını talep edebilir.
Terekenin resmî defterinin tutulması (TMK m. 619)
Mirasçı, terekenin durumundan emin olamadığında karar vermeden önce resmî defter tutulmasını isteyebilir. Bu istem, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden talep edilir. Mirasçılardan birinin istemi, diğerleri hakkında da etkili olur.
Resmî defter sulh mahkemesince düzenlenir; terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır. Mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Mirasçılar da kendilerince bilinen borçları mahkemeye bildirmek zorundadır.
Bu yol, terekenin borca batık olup olmadığı belirsiz olduğunda üç aylık süreyi verimli kullanmanın pratik yöntemidir. Defter tutulduktan sonra mirasçı bilgiye dayalı bir karar verebilir.
Terekenin resmî tasfiyesi (TMK m. 632)
Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu yolun belirleyici sonucu şudur: resmî tasfiye hâlinde mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.
Ancak birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde bu istem dikkate alınmaz. Resmî tasfiye, terekede hem önemli varlıklar hem de kapsamı belirsiz borçlar bulunduğunda değerlendirilmeye değer bir seçenektir; ret hâlinde tereke tamamen elden çıkarken, resmî tasfiyede arta kalan değer mirasçılara döner.
Uygulamada sık yapılan hatalar
- Süreyi ölüm tarihinden değil, öğrenme tarihinden saymamak. Sürenin başlangıcı ölüm değil, ölümün öğrenildiği tarihtir. Uzak derece mirasçılar bakımından bu fark belirleyici olabilir.
- Yalnızca bir kuşağın reddetmesi. Reddedilen pay bir alt kuşağa iner. Torunlar dâhil edilmediğinde borç ailede kalmaya devam eder.
- Terekeye dokunmak. Aracı satmak, banka hesabını boşaltmak veya tapuda intikal yapmak ret hakkını düşürebilir.
- Yetkili mahkemeyi yanlış belirlemek. Yetki, mirasçının değil mirasbırakanın son yerleşim yerine göre tayin edilir.
- Gerçek red ile hükmen reddi karıştırmak. Süresi geçmiş dosyalarda gerçek red talebiyle sulh hukuk mahkemesine başvurmak sonuç doğurmaz; koşulları varsa hükmen red yolu izlenir.
- Son beş yıldaki devirleri gözden kaçırmak. TMK m. 618 kapsamında sorumluluk doğabileceği değerlendirilmeden verilen ret kararı beklenen korumayı sağlamayabilir.
- Terekeyi incelemeden reddetmek. Aktifi pasifini karşılayan bir terekenin reddi, geri alınamaz bir hak kaybı yaratır.
Özet
- Miras ölümle kendiliğinden geçer; borçlar da bu geçişe dâhildir.
- Gerçek redde süre üç aydır ve hak düşürücüdür (TMK m. 606); başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.
- Mirasbırakan ölüm anında ödemeden aciz ise miras zaten reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2); hükmen redde süre işlemez ve dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
- Ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır; kısmi ret geçersizdir.
- Bir mirasçının reddi, payı bir sonraki hak sahiplerine taşır; borca batık terekelerde zincirleme ret gerekebilir.
- Tereke mallarına yönelik tasarruflar ret hakkını düşürebilir (TMK m. 610).
- Ret, ölümden önceki beş yıl içinde alınan değerler bakımından sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmaz (TMK m. 618).
İlgili sayfalar
- Miras hukuku çalışma alanımız
- Gayrimenkul hukuku ve tapu uyuşmazlıkları
- İcra ve iflas hukuku
- Tüm çalışma alanlarımız
İletişim
Av. Adem Türkcan · Madenler Mah. Özçelik Sok. No: 3/3, 34776 Ümraniye / İstanbul · Telefon: 0537 026 14 52 · İletişim ve ulaşım
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş, danışmanlık veya yönlendirme niteliği taşımaz. Aktarılan hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yazının hazırlandığı tarihte yürürlükte olan metnine dayanmaktadır. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir.

